19 Ağustos 2015 Çarşamba

ÖYLE

  Sıkıntılarım iyice arttığında yakın bir arkadasımı aradım dedim ki; bana bak 8 9 senedir kendimi iyi hissetmiyorum.. bi kızdı parladı olduğu yerden sıçradı tahmin ediyorum.. dedi ki; çabuk kalk buraya gel.

dedim tabi ki gelirim ama çabucak gelemem çünkü biliyosun 8 9 senedir kendimi iyi hissetmiyorum..

olsun dedi, geçte olsa gel yanıma..

ağır ağır yavas yavas gittim dedim ki evet işte karsındayım.

neyin var dedi bana ? dedim ya 8 9 senedir kendimi iyi hissetmiyorum... 

o halde dedi, sana ne yapacagımız belli. mutfaga gitti cekmeden satır aldı, aldıgı satırı babaanesinin tülbentine sardı sonra üzerine çiğ et koydu bana verdi.

napayım bunları dedim .

dedi git bunu yastıgının altına koy evdeki bütün pencereleri aç sonra napıyossan yap geçer.

emin misin diye sordum.

eminim dedi. bana bak dedim ben kendimi 8 9 senedir iyi hissetmiyorum

bu nasıl geçirir sıkıntıyı dedim.. bilmiyorum ben hep böyle yapıyorum dedi. 

sıkıntılı insanlara da bunu tavsiye ediyorum..

gittim dediklerini yaptım gercekten işe yaradı.

1 hafta sonra aradım tesekkür ettim.

8 Mayıs 2015 Cuma

BABAM'IN YUMRUĞU

Telefon geldi babaannem kötüymüş..
Babam memlekete gitme kararı aldı çok uzun yıllar sonra doğduğu topraklara evine köyüne gidecekti. Babam on iki yaşında İstanbul'a gelmiş dayısının yanına o yaşta annesinden arkadaşlarından ayrılıp gelmiş buraya işe girmiş çalışmış çocukluğunu oraya gömüp. Yengesinin dışlamalarıyla büyümüş akşamları yastığa başını koyduğunda neler düşündüğünü düşünüyorum şimdi sarılmıştır yastığa annem diye ağlamıştırda. Babaannem kışın bazen gelir halamda kalırdı o şekil görürdü babam bizde kalamazdı herkes çalışıyordu evde dedemide öyle ama dedem uzun yıllar önce öldü bir videosu var hatta dedemin çok ağır aksidir kendisi kızdırmışlar adamı iyice eğleniyorlar kimin adını söyleseler küfür ediyor babamı söylediklerinde susup kalıyor ona hiç bir şey demmiyor suratını çevirip pencereye bakıyor bu anı hiç unutmam pencereye bakışını neler düşündü o an acaba...Yıllarca çalış didin kendine hiç zamanı olmayan biri çocukluk yok anne baba sevgisi yok telefonda yok ozaman çat ara seslerini duy evinden uzaklarda başka insanların içinde yaşamaya çalış hemde hiç vaktin olmadan başkaları için çalışarak şimdilerde düşünüyorum güçlü adammış. Bir keresinde köyden birşeyler yollamışlar içinden kızıl bir saç teli çıkmış babaannemin babamın bu annemin saçı diye oturup ağladığını anlatmıştı geçen anneannem. Ulan..Belkide ilgisiz babamın kafası bir dünyaydı da bizi tam göremedi belki oturup baba deseydim ben seni çok seviyorum ne olurdu acaba. Neyse kalktı gitti memlekete annesini görmeye annenizi son kez görmeye gitseydiniz ne hissederdiniz onu son kez görecek olduğunuzu bilseniz son kez sarılıp koklayacak olduğunuzu bilseniz hemde içinizde o koskocoman hasretle birikmişlikle işin en kötü yanıda ne biliyor musunuz babaannem alzheimer hastası yani babam yanına gittiğinde oğlum diyemeyecek büyük ihtimalle... Tek isteğim babamı bir an için tanıyıp sen mi geldin oğlum demesi. Babamı aradım vardın mı nooldu falan sesi kötü geldi daha yoldayım dedi amcan aradı annem ben buradayken vefat edebilir iyi değilmiş zor tuttum kendimi tamam baba dedim haber et bize dikkat et kendine. Babamın hayatını düşündüm benim zor dediğim hayatım yanında çilekli sevimli bir pasta kaldı. Telefonum çalmaya başladı bir vakit sonra baktım babam arıyor açtım hemen dedim naptın baba noldu, tolga dedi annem....
Yarım saat ulan yarım saat ile annesini son kez nefes alıp verirken göremedi fotoğraf çekilecekti son kez sarılacaktı koklayacaktı son kez ona bile izin vermedi kader yarım saat! Çocukluğuna giden yolda kaybetti annesini gittiğinde bulduğu annesinin ölü bedeni..Bu nasıl bir yumruktur insanın ciğerlerinin arasına oturan tahmin bile edemiyorum.. Babam annesine geç kaldı yetişemedi.. Bu hikayede böyle bitti.